Peygamber Sıfatları
Peygamber Sıfatları

Peygamber Sıfatlarının İzahatı

Peygamberler sıdk, emanet, tebliğ, fetanet ve ismet sıfatlarına sahiptirler. Bu sıfatların hepsinin her peygamberde bulunması gereklidir. Bunlardan herhangi birini taşımayan, peygamber değildir.

Bu sıfatların izahı şöyledir:

1. Sıdk (doğru söylemek) sıfatı

Bundan maksat, peygamberin konuşmalarında doğru
söylemesi ve konuştuklarının, kendi kanaatine göre gerçe
ğe birebir uyması ve ona ters düşmemesidir. Peygamber
ler her hususta mutlaka doğruyu söylerler ve kendilerinden
asla yalan sadır olmaz. Bilindiği gibi Rasûlullah sallallahu
aleyhi ve sellem, kendisine vahiy gelmeden önce de çevresin
de dürüstlüğüyle tanınıyor, herkes onun için “Muhamme
du’l-Emin” diyordu. Hatta İslâm’a düşmanlığı ile bilinen
Ebû Cehil bile, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben
“Biz sana yalancı demiyoruz. Çünkü senin ne kadar emin
ve sadık olduğunu hepimiz biliyoruz. Biz ancak Allah’ın
ayetlerini inkâr ediyoruz” demiştir. Bunun üzerine de şu
ayet inmiştir:

 

“(Ey Muhammed!) Onların söyledikle
rinin seni üzeceğini elbette biliyoruz. Onlar aslın da seni yalanlamıyorlar. Fakat o zalimler, Allah’ın
ayetlerini inkâr ediyorlar.”

Yine, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem döneminde, Bi
zans İmparatoru olan Heraklius, henüz Müslüman olma
yan Ebû Süfyân’dan Rasûlullah hakkında malumat alırken
ona şunu sormuştur: “Muhammed bu sözünü (peygamber
olduğunu) söylemeden önce siz onu herhangi bir yalan
söylemekle itham etmiş miydiniz?” Ebû Süfyân “Hayır”
cevabını vermiştir.

Evet, bütün peygamberler, kendilerine peygamberlik gelmeden önce de doğru sözlü olmaları ve dürüstlükleriyle tanınan kimselerdi. Peygamberlerin böyle olduklarını, insaflı olan her insan itiraf etmiştir. Ancak insafsız olan, gözünü taassup bürüyen bir kısım kâfirler bunun dışına çıkmışlardır. Nitekim Mekke müşriklerinden bir kısım inatçılar Hz. Muhammed’in Kur’ân-ı Kerîm‘i uydurduğunu iddia etmişlerdir:

Peygamberlerin sıfatları nelerdir
Peygamberlerin sıfatları nelerdir

Yüce Allah da onlara şu cevabı vermiştir:

“O (Kur’ân), bir şairin sözü değildir. Ne de az
iman ediyorsunuz! Kur’ân, bir kâhinin sözü de de
ğildir. Ne de az düşünüyorsunuz! O, Âlemlerin Rab
bi Allah tarafından indirilmiştir. Eğer (Muhammed)
kendinden bazı sözler uydurup da bizim söyledi
ğimizi iddia etseydi, elbette onu sağından yakalar
sonra da can damarını keserdik. Hiç biriniz de buna
mani olamazdı. Muhakkak ki Kur’ân, Allah’tan kor
kanlar için bir hatırlatma ve öğüttür.” 

Hakka 41-48

 

Peygamberlerin doğru sözlü olmaları, onların peygam
berliğinin bir gereğidir. Eğer onlar sadik kimseler olmasalar
dı, yalan söylemiş olurlardı. Allah da onları yalancı halleriyle
mucizeler gönderip desteklemiş olurdu. Allah Teálá böyle
bir sıfattan münezzehtir. Binaenaleyh peygamberler sadık
tir, söyledikleri doğrudur.

Peygamberlerin doğru söylemeleri üçyönden gereklidir.

a. Allah tarafından peygamber olarak gönderildiklerini
beyan etmelerinde doğru söylemeleri: Peygamberlerin, Al
lah tarafından gönderilmedikleri halde peygamber olduk
larını söylemeleri imkânsızdır.

b. Dinin hükümlerini bildirmelerinde doğru söyleme
leri: Peygamberlerin, dini hükümleri açıklarken yalan söy
lemeleri imkânsızdır.

Peygamberlerin sıdk sıfatı bu iki yönden söz konusudur.

c. Dünyevi bir mesele ile ilgili görüşlerini açıkladıkların
da doğru söylemeleri: Peygamberlerin dünya ile ilgili me
selelerde kanaatlerini belirtirken doğru söylemeleri ise sidk
sıfatına değil emanet (güvenilir olma) sıfatına girmektedir.

Burada şu noktaya dikkat etmek gerekir: Sıdktan mak
sat, peygamberlerin kendi kanaatlerine göre doğru söyle
miş olmalarıdır. Binaenaleyh peygamberlerin kasıtsız bir
şekilde yanlış yapmaları bu sıfatlarına ters düşmemektedir.
Şu hadisler buna örnektir:

Ebû Hureyre radıyallahu anh şöyle demiştir:

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem öğle veya ikindi namazlarından birini

iki rekât olarak kıldırdı sonra selâm verdi. Ondan
sonra mescidin önündeki bir ağaca doğru kalktı, elini onun
üzerine koydu. O cemaatin içinde Ebû Bekir ve Ömer ra
dryallahu anhuma da vardı. Bu ikisi Peygamber sallallahu aleyhi
ve sellem ile bu konuda konuşmaktan çekindiler. İnsanların
acele edenleri çıktılar da (kendi kendilerine) ‘Namaz kısal
di mi? (yahut ‘Namaz kısaldı’) dediler.

Yine o cemaatin
içinde Peygamber’in Zülyedeyn ismini verdiği bir kişi de
vardı. O “(Ey Allah’ın Rasûlü!) Unuttun mu yoksa namaz
mı kısaldı?’ dedi. Peygamber ‘Unutmadım da, kısalmadı da
buyurdu. O ‘Evet, unuttuğun muhakkak’ dedi. Bunun üze
rine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem iki rekât daha kıldırdı.
Sonra selâm verdi. Sonra tekbir alıp her zamanki secdesi
kadar veya daha uzunca secde etti. Sonra başını kaldırıp
tekbir aldı. Sonra başını yere koydu. Sonra tekbir alıp yine
(ilk) secdesi gibi yahut daha uzun bir secde yaptı. Sonra
başını kaldırıp tekbir aldı.” 

Buhâri, Sehv 5, Salât 88, Edeb 45, Ahad 1; Müslim, Mesácid 97, 98,

 

Bu hadiste Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem namazın kısaltılmadığını ve kendisinin de unutmadığını beyan etmiştir. Fakat o, dört rekât yerine iki rekât kılmıştır. Onun bu beyanı doğru sözlülüğüne halel getirmemektedir. Çünkü onun kanaatine göre yaptığı doğrudur. Uyarılması üzerine yanlış olduğunu anlamış, namazı tamamlamış, sehv secdesi yaparak ondaki yanlışlığı telafi etmiştir.

About admin

Check Also

Bu Cadılar Bayramında 15 Ücretsiz Örümcek Ağı Deseni

Haloween, süslemelerinde sevimli tığ işi örümcek ağı desenleri olmadan eksik kalacak bir fırsat. Tüm bu …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir